BİLİNMEYEN BİR TÜRKÇE AŞÇILIK FÜTÜVVETNAMESİ ÜZERİNE / Ali Rıza MUKADDEM (Ahilik Sempozyumu 2025)
Ali Rıza MUKADDEM (Dr., Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi)
Özet
Fütüvvet teşkilatının bir çeşit nizamnâmesi olan fütüvvetnameler her ne kadar yazılmaya başlandığı ilk yüzyıllarda ağırlıklı olarak tasavvufi bir mahiyet taşısalar da ilerleyen yıllarda özellikle 13. yüzyılın başlarından itibaren bu teşkilatının tüzüğü mahiyetinde müstakil eserler şeklini aldılar. Esnaf zümreleri ile fütüvvet mensuplarının iç içe geçmesi ve söz konusu teşkilatın neredeyse bir esnaf teşkilatı mahiyetine bürünmesiyle birlikte ise yavaş yavaş genel fütüvvetnamelerin yerini esnaf fütüvvetnameleri almaya başladı.
Genel fütüvvetnâmelerin yazarları genellikle eğitimli ve aynı zamanda sufi zümre- lere mensup kişiler iken esnaf fütüvvetnamelerinin yazarları çoğunlukla düşük düzeyde eğitimi olan zanaatkarlardı. Günümüzde elimize ulaşan bir hayli Farsça esnaf fütüvvetnâmesi olmasına karşın bu alanda yazılmış Türkçe fütüvvetnâmelerin sayısı oldukça azdır. Bildirimizde, en geç 17. yüzyılın ikinci yarısında ve büyük ihtimal Safevi Devleti topraklarında Kızılbaş Türkçesiyle (Azerbaycan Türkçesi) kaleme alınmış ve daha önce yayınlanmamış bir aşçılık fütüvvetnâmesi ele alınacaktır. Ayrıca söz konusu kısa risale muhtemelen 16. yüzyılda yazılmış Farsça Fütüvvetnâme-i Tabbâhân ve yine muhtemelen 18. yüzyılın sonlarında Çağatay Türkçesiyle kaleme alınmış Risale-i Ashfazlik ile karşılaştırılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Fütüvvet, Fütüvvetname, Türkçe, Aşçılık
Fütüvvet anlayışı ve teşkilatı, kökenleri İslam öncesine kadar uzanmakla birlikte İslam coğrafyasının ve özellikle Türk dünyasının önemli ve bir o kadar da gizemli müesseselerinden biridir. Günümüzdeki sivil toplum kuruluşları gibi insanların dayanışma içerisinde olmayı sağlayan bir yapı mahiyetine sahip fütüvvet, farklı dönemler ve topraklarda ayrı ayrı adlarla anılsa da esasında yüksek insani ve ahlaki değerleri ön planda tutan ve toplum fertlerinin maddi-manevi güvenliğini sağlayan bir teşkilat olarak hep devam etmiştir. Hükümdarlar ve özellikle ilk başlarda tasavvufî bir görünüm sunsa da ilerleyen dönemlerde siyasetle iç içe olmuş hükümdarlar tarafından desteklenmiş, daha sonra da çoğunlukla esnaf ve zanaat erbabı arasında varlığını sürdürmeye çalışmıştır.
Fütüvvet mensuplarının âdeta el kitabı niteliğinde olan fütüvvetnamelerin de ilginç bir serüveni olmuştur. Bu türden eserler ilk başta tasavvufî bir mahiyete sahipken ilerleyen dönemlerde daha özgün bir hal alarak teşkilatın adap ve erkanını ihtiva eden ve mensupların davranışlarına yön veren eserler olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda elimize ulaşan ilk fütüvvetname Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî (ö. 412/1021) tarafından kaleme alınmış ve tamamen tasavvufî bir niteliğe sahiptir (Kitâbü’l-Fütüvve). Eser İslami ahlak ve fazilet- leri sufiyane bir çerçevede ele almıştır.1 Ayrıca dönemin tasavvufi eserlerinin bir kısmında da fütüvvet kavramı müstakil bölümlerde ele alınmıştır (örneğin er-Risâletü’l-Kuşeyriyye). Fakat özellikle 12. yüzyılın sonlarından itibaren fütüvvetin Abbasi halifesinin çabalarıyla resmî bir kurum mahiyetine bürün- mesiyle birlikte özgün fütüvvetnamelerin yazıldığına şahit oluyoruz. Bunların ilk örneklerinden biri İbnü’l-Mimâr’ın (ö. 642/1244) Kitâbü’l-Fütüvve adlı Arapça eseridir. Aynı dönemde ünlü mutasavvıf Şehâbeddin Sühreverdî (ö.632/1234) de fütüvveti konu alan iki Farsça risale yazmıştır. Bu iki eser de tıpkı İbnü’l-Mimar’ın eseri gibi fütüvvet teşkilatının nizamnâmeleri niteliğini taşıyan fütüvvetname türündendir. 14. yüzyılda Türkçe olarak kaleme alınan Burgazi Fütüvvetnamesi de yine umumi bir fütüvvetname olarak fütüvvetin tüm kesimlerine hitaben yazılmıştır.2
Fütüvvet teşkilatı çeşitli sebeplerden dolayı 15.-16. yüzyıllardan itibaren eski nüfuz ve ihtişamını yitirmeye başladı ve daha çok halk arasında ve esnaf ve zanaatkâr zümre nezdinde varlığını sürdürdü. Hal böyle olunca esnaf fütüvvetnameleri yazılmaya başladı.
Esnaf (meslek) Fütüvvetnameleri
Fütüvvet anlayışında meslek sahibi olmak ve helal kazanç elde etmek olmazsa olmaz bir kuraldır, nitekim Sühreverdî ve Kâşifî eserlerinde bunun altını çizmiş3, Burgazi ise daha ayrıntılı bir şekilde anlatmış:
“Ahi halal kesb kazanmak gerekdür, belkim farzdur ve hem sünnetdür ve dahi ahiye bir pişe ve san’at gerekdür, ana meşgul ola. Eğer pişesi yoğısa ana Fütüvvet (değmez. Füttüvvet) ana halaldur kim kesb kazana halalden ve dahi o kesbi terk kıla, yidüre. Anun kesbi olmayıcak yidürmesi dahı olmaz. Pes bî kâr kişi bî hâsıl olur.”4
15. yüzyılda yazılmış Farsça Fütüvvetname-i Sultani ve 16. yüzyılda yazıl- mış Türkçe Fütüvvetname-i Kebir (Razavî Fütüvvetnamesi), özgün bir şekilde esnaf fütüvvetnamesi olmamakla birlikte farklı bölümlerinde bazı esnaf züm- relerine ait erkan ve adabı ele aldıklarından dolayı ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak olan bu türden eserlere kaynaklık etmişlerdir diyebiliriz.
İster Safevi İran’ında ister Osmanlı topraklarında ve hatta Türkistan’da esnaf fütüvvetnameleri özellikle 17. yüzyıldan itibaren yazılmaya başlamış ve bir önceki fütüvvetnamelerin aksine bunların yazarları genellikle yüksek eğitimli zümrelerden olmadıkları için telif ettikleri risaleler özellikle edebî açıdan zayıftır. Safevî sahasında yazılan esnaf fütüvvetnamelerinin dili genellikle Farsça, Osmanlı ve Türkistan’da yazılanların dili ise Türkçedir. Farsça olanların birçoğu yayınlanmıştır.5
Türkistan (Orta Asya) sahasında Doğu Türkçesiyle yazılan ve Uygur Türklerine ait olan esnaf fütüvvetnameleri ise 18.-19. yüzyıllara ait olup sayı bakımından oldukça fazladır. Bunların bir kısmı son zamanlarda Türkiye’de yayınlanmış ve Türkiye Türkçesine de aktarılmıştır.6
Batı Türkçesiyle (Oğuz Türkçesi) yazılan ve elimize ulaşan esnaf fütüv- vetnameleri ise sayı bakımından oldukça azdır, bunların da birçoğu henüz yayınlanmamıştır.
Berberlere ait bir fütüvvetname olan Fütüvvetnâme-i Selmân-ı Pâk7, su- culara (saka) ait iki Kitâb-ı Sakkâ8, Pabuççular ve Saraçlara ait iki risale9, ekmekçiler dair Seyyid Muhammed Razavi’nin yazdığı Risâle-i Habbâzân10 ve bu bildiriye konu olan aşçılık fütüvvetnamesi bugüne kadar tespit ettiğimiz Batı Türkçesiyle yazılmış esnaf fütüvvetnameleridir.
Aşçılık Konusunda Yazılmış Fütüvvetnameler
Araştırdığımız kadarıyla günümüzde iki aşçılık fütüvvetnamesi bilinmek- te, bunlardan ilki Farsça olup büyük ihtimal 17. yüzyılda Safevi toprakların- da kaleme alınmıştır. Mihran Afşari risaleyi neşretmiştir.11 Afşari’nin verdiği bilgilere göre risale İran Meclis Kütüphanesi numara: 2777’de bulunan iki risaleden biridir. Diğer risale ise Safevi Şah Abbas’ın (ö. 1038/1629) aşçısı Nurullah’ın yazdığı Mâddetü’l-Hayât adlı aşçılık kitabıdır. Muhammed Cafer b. Muhammed emin Ensâri-i Mübârekeî yazmayı 1093/1682 yılında istinsah etmiştir.12
İkinci aşçılık fütüvvetnamesi ise Risale-i Aş-fezlik adında bir Uygur met- nidir. Eser, St. Petersburg Institute of Oriental Manuscripts a402 numarada kayıtlı yazmada 3b-38b varakları arasında yer almakta ve müellifi, müsten- sihi ve istinsah tarihi ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat dil özelliklerine göre 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başlarında, Doğu Türkçesinin klasik sonrası devrinde, Uygur Özerk Bölgesi’nde yazıldığı tahmin edilmektedir.13 Mensur olarak yazılmış olan bu eser Adem Öger ve Recep Tek tarafın- dan neşredilmiştir.14 Ayrıca Serap Alper de eseri bir makalesinde incelemiş ve Türkiye Türkçesine de aktarmıştır.
Bu bildiriye konu olan aşçılık fütüvvetnamesi ise Tahran Meclis Kütüp- hanesi’nde bulunan 8898 numaralı yazmanın altıncı ve sonuncu risalesidir. Söz konusu yazma 1090-1098/1679-1687 yılları arasında Molla Muhammed Emin b. Muhammed Kasım tarafından istinsah edilmiştir. Aşçılık risalesi tek sayfadan ibarettir (s. 407).15 Dil özelliklerini dikkate aldığımızda16 Kızılbaş Türkçesiyle yazıldığı görünmektedir, bu da ya büyük ihtimalle Azerbaycan bölgesinde ya da Safevi topraklarında yaşayan diğer Türkler tarafından kaleme alındığını göstermektedir. Şunu da kaydedelim ki aynı mecmuada iki fü- tüvvetname daha var, Fütüvvetname-i Kassâb (s. 402-405) ve Fütüvvetname-i Kefş-dûzî (s. 406). Bu iki Farsça fütüvvetnameyi M. Afşari neşretmiştir.17
1 Ahmet Yaşar Ocak, “Fütüvvetname”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, C. 13 (İstanbul: Diyanet Vakfı, 1996): 264.
2 Meryem Seyyidan, “Fütüvvet ve Fütüvvetnamehâ”, Danişname-i Zeban ve Edeb-i Farsi, (Tahran: Ferhengistan-ı Zeban ve Edeb-i Farsi, 1397), C. 7 (zeyil): 248-250.
3 Şehabeddin Sühreverdî, “Kitâbu fi’l-Fütüvve”, Resâil-i Civanmerdan, haz. Mur- taza Sarraf (Tahran: Encümen-i İranşünasi-i Fransa ve Şirket-i İntişarat-ı Muin, 1370),125; Hüseyin Kâşifî-i Sebzivarî, Fütüvvetnâme-i Sultanî, haz. Muhammed Cafer Mahcub, (Tahran: İntişarat-ı Bünyad-ı Ferheng-i İran, 1350), 260.
4 Abdülbaki Gölpınarlı, “Burgazi ve Fütüvvetnamesi”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, S. 15 (1953): 125-126.
5 Bu konuda ayrıntılı bilgi için bk. Mehmet Saffet Sarıkaya, “Mesleki Fütüvvetnâ- meler Üzerine Bir Değerlendirme”, Prof. M. Fatih Köksal Armağanı, haz. Giyası Babaarslan vd. (Ankara: Dün Bugün Yarın Yayınları, 2021), s. 1121-1125.
6 Bk. Sarıkaya, “Mesleki Fütüvvetnâmeler,” 1119-1121; Recep Tek, “Din-Meslek İliş- kisi Bağlamında Geleneksel Meslek Risaleleri Üzerine Bir Değerlendirme”, IV. Ka- zan Uluslararası Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri, haz. Özkul Çobanoğlu vd. (Ankara: Hacettepe Üniversitesi, Türk halkbilimi Bölümü Yayınları, 2016), 889.
7 Sarıkaya, “Mesleki Fütüvvetnâmeler,” 1118.
8 Ali Torun, Türk Edebiyatında Türkçe Fütüvvetnameler (Ankara: Kültür Bakanlığı, 1998),514; Sarıkaya, “Mesleki Fütüvvetnâmeler,” 1119. A. Şen bu iki risaleden birini yayınla-mıştır: Adil Şen, Kitab-ı Sakka Sakalar El Kitabı (Ankara: Araştırma yayınları, 2013).
9 Abdülbaki, Gölpınarlı, “İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kaynakları”, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuası, S. 11, (1949-1950): 26. Gölpınarlı söz konusu risalelerin Raif Yelkenci’ye ait bir mecmuada bulunduğunu kaydetmiştir.
10 Torun, Türk Edebiyatında, 53.
11 Mihran Afşari, Fütüvvetnamehâ ve Resâil-i Haksâriyye (Sî Risâle), (Tahranİ Pejuhiş-gah-ı Ulum-ı İnsani ve Mütalaat-ı Ferhengi, 1382), 64-71.
12 Afşari, Fütüvvetnamehâ, 63.
13 Serap Alper, “Aşçılık Risalesi (Risale-i Aş-Fezlik)”, Uluslararası Türkçe EdebiyatKültür Eğitim Dergisi, S. 6/4 (2017): 2027-2028.
14 Öger, A. ve Tek, R. Risāle-i Aşfezlik (Aşçılık Risalesi). Ankara: Gazi Kitabevi, 2016.
15 Mihran Afşari, Sî Fütüvvetname-i Diger (Tahran: Neşr-i Çeşme, 1391), 21-22. M. Af-şari Bey’e bizi bu fütüvvetnamenin varlığından haberdar ettiği ve bir suretini verdiğiiçin teşekkür ederiz.
16 Örneğin: “çıxardı” (çıkardı), “qırx” (kırk), “mis” (bakır), “oxuya” (okuya), “oxur” (okur).
17 Afşari, Fütüvvetnamehâ, 43-55.
BU MAKALENİN DEVAMINI VE DİĞER TÜM MAKALELERİ PDF OLARAK OKUMAK İÇİN BELGEYİ BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ :
İndir “VIII. Uluslararası AHİLİK SEMPOZYUMU 2025 / BİLDİRİLER CİLT II (TAMAMI)” AHILIK-SEMPOZYUM-2025-1.pdf – 23 defa indirildi – 3,59 MB
