Ahiliğin Sosyo-Ekonomik Etkileri ve Günümüze Yansımaları – Yard.Doç.Dr. İbrahim Durak, Dr. Atilla Yücel

Süleyman Demirel Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi Dergisi
Y.2010, C.15, S.2 s.151-168.

AHİLİĞİN SOSYO-EKONOMİK ETKİLERİ VE GÜNÜMÜZE YANSIMALARI


SOCIO-ECONOMICS EFFECTS OF AKHISM AND REFLECTIONS UNTIL NOWADAYS

Yrd.Doç.Dr. Dbrahim DURAK – Pamukkale Üniversitesi DDBF, İşletme Bölümü
Dr. Atilla YÜCEL – Pamukkale Üniversitesi DDBF, İşletme Bölümü


ÖZET

Çalısmanın amacı, Ahilikte, insana verilen değer ve tüketiciyi korumaya yönelik faaliyetler ile sosyo-ekonomik hayata etkilerinin belirlenmesi ve günümüze yansımalarının tespit edilmesidir. Bu bağlamda, modern çalısma hayatında Ahiliği çağrıstıran uygulamalar üzerinde durulmustur.
13. yüzyılda Ahi Evran döneminde gelisen Ahilik, özünü Türk–İslam evren tasavvuru ile bilgi ve beceri sisteminden almaktadır. Bu sistemde
zengin ile fakir, üretici ile tüketici, isgücü ile sermaye ve millet ile devlet arasında iyi iliskiler ve denge söz konusudur. Çalısmada, ahilik felsefesinin günümüz toplam kalite yönetimi, müsteri memnuniyeti, çalısma ve çevre standartları, is ahlakı vb. konularla paralellik gösterdiği belirtilmistir.

ABSRACT
The aim of this paper is to clarify importance of human being, activities for consumer protection in Akhism and to determine socioeconomical
effects and reflections until nowadays. Akhism philosophy which was developed in the era of Akhi Evran in the thirteenth century, based on Turkish-Islamic cosmos comprehension and information system. In this system, there is good relationships and balance among rich and poor, labor and capital, nation and goverment. In this paper, it is stated that, Akhism philosophy is in parallel with today’s issues, like total quality management, customer satisfaction, labor and environment standards, business ethics, etc.
Ahilik, Ahilik felsefesi, Müsteri odaklılık
Akhism, Akhism’s philosophy, Costumer focusing

AHİLİK

Ahi Evran

Ahi kelimesi Arapça “kardeşim” manasına gelmektedir. Ayrıca, yiğitlik, kahramanlık ve cömertlik gibi anlamları olan Türkçe “Akı” kelimesinden geldiği de belirtilmektedir1. Ahiliğin İslam’ın ilk asırlarında ortaya çıkan genç sanatkâr ve zanaatkârların bir araya gelmesiyle olusmus olan “fütüvvet” anlayısının bir devamı olduğuna dair görüsler de vardır. Fütüvvet ise, İslamiyet’in etkisiyle asiret hayatından yerlesik hayata geçis
sürecinde Arap toplumunda misafirperverlik, cömertlik, yiğitlik gibi anlamlara karsılık gelir2.

Türklerin yerlesik hayata geçmelerinde özellikle
esnaf arasında bir örgütlenme biçimi olarak fütüvvet benimsenmis ve “ahilik” olarak ortaya çıkmıstır3. 13. yüzyılda Anadolu’da kurumsallasmaya baslayan Ahilik, İslam inancıyla Türk örf ve adetlerinin sentezi sonucu olusan bir düsünce sistemidir4.

Erdem, Ahiliği 13. yüzyıldan itibaren, Asya’dan Anadolu’ya gelip yerlesen Müslüman Türklerin, yeni topraklarda hayatlarını devam ettirebilmeleri için gerekli maddi ve manevi ortamı olusturacak bir teskilatlanma tarzı olarak, fütüvvet teskilatını yeniden canlandırmalarının bir sosyal kurumu olarak görmektedir5.

Ahilikte insan-insan, insan-esya, insan-tabiat iliskilerinin ana ekseni, insanın dünya ve ahiret mutluluğuna göre düzenlenmistir. Bu yaklasım, Ahilerin dünya için ahiretini, ahiret için dünyasını terk etmeyen dengeli bir hayat anlayısı gelistirmelerini sağlamıstır6. Ahilik felsefesine göre bütün insanlar, esya, tabiat ve dünya, Allah’ın bütün insanlığa bahsettiği emanet konumundadır. Dolayısıyla emek gücünün, tüketicinin kısaca insanın ve
tabiatın sömürülmemesi, aralarında adalet ve denge ilkeleri korunarak bireysel ve toplumsal refah ve huzurun sağlanması esastır. Ahilikte insan,
dayanısmacı bir ruh yapısına sahiptir.

Birlik ve beraberlik içinde büyük hedeflere yürümek mantığına dayanır. Zengin ile fakir, üretici ile tüketici,
emek ile sermaye, millet ile devlet yani toplumun bütün fert ve kurumları arasında iyi iliskiler ve denge kurarak herkesin huzur içerisinde yasaması hedeflenmistir7. Dolayısıyla Ahilik, üretmeden tüketmeye, ihtiyaç fazlasını tüketmeye, haksız rekabete, güçlünün zayıfı sömürmesine, haksız kazanç sağlamaya, insanları kandırmaya kısaca, ahlaki olmayan her türlü davranısa karsıdır.


1 Mikail BAYRAM, Ahi Evran ve Ahi Teskilatı’nın Kurulusu, Damla Matbaacılık, Konya,
1991, s.131.
2 Aznavur DEMDRPOLAT, Gürsoy AKÇA, “Ahilik ve Türk Sosyo-Kültürel Hayatına
Katkıları”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Arastırma Dergisi, 15.Sayı, 2004, s.356.
3 Dsmail GÖKTÜRK, Mehmet YILMAZ, “Hayatın Anlam Bilgisine Dair Yahut Günümüz Ahi
Kisiliği Üzerine Bir Deneme”, I. Ahi Evran-ı Veli ve Ahilik Arastırmaları Sempozyumu, 12-
13Ekim 2004, Kırsehir, s.429.
4 Yusuf EKDNCD, Ahilik, Sistem Ofset, 2.Baskı , Ankara 1989a., s.22.
5 Ekrem ERDEM, Ahilik, Ahlakla Kalitenin Bulustuğu bir Örgütlenme Modeli, Kayseri Esnaf
ve Sanatkârlar Odaları Birliği, 2.B Kayseri, Ekim-2004, s.8.
6 Muhittin SDMSEK, TKY ve Tarihteki Bir Uygulaması, Ahilik, Hayat Yayınları: 134,
Yönetim Dizisi:21, Dstanbul, Ekim 2002, s.25.
7 EKDNCD, Ahilik, a.g.e., s.22.
Ahiliğin Sosyo-Ekonomik Etkileri ve Günümüze Yansımaları

AHİLİĞİN AMAÇLARI

Ahiliğin amaçlarından birisi, anayurtlarından Anadolu’ya gelen Türklerin kendi sanat ve ticaretlerine yeni bir yasama ve çalısma kültürü olusturma çabalarıdır. Dolayısıyla önce bütün esnaf ve sanatkârlar tek bir örgüt altında toplanmıs ve bunlar ahlaki, mesleki ve askeri bir eğitimden geçirilmislerdir. Böylece, Ahi Birlikleri aynı zamanda kent hayatının benimsenmesinde de önemli rol oynamıstır8. Her ne kadar devlet otoritesinin dısında kurulmus ve çalısıyor olsalar da devlet ve milletin bekasının devamlılığının sağlanmasında, kalkınmada, bilimde, sanatta ve hatta askerlikte Ahi Teskilatları önemli bir rol oynamaktaydılar. Bu sebeple Ahilik teskilatına sadece tüccar, esnaf ve sanatkârlar değil, aynı zamanda bilim adamları ve hatta hükümdarlar da üye olabilirlerdi.

Sadece esnaf ve sanatkârların değil aynı zamanda toplumun değisik meslek ve statülerinde bulunan kisilerin de Ahilik teskilatına üye olabilmeleri, toplumsal huzur ve refah için belirli ahlaki ilke ve kuralların toplumun geneline yayılması ve toplumdaki herkesin ve her kesimin bu kuralları tanıması ve uyması açısından dikkat çekicidir. Aynı dönemlerde batıda da çalısma hayatına dair örgütlenmeler mevcuttur. Ancak batıdaki Bizans loncaları, isverenler ve patronlar tarafından çalısanların çalısma hayatına dair bir takım fonksiyonlarını sağlamaya yönelik olarak kurulmustur. Buna karsılık Ahi Birlikleri, devlet otoritesi dısında tamamen ustalar arasındaki bir isbirliği olarak ancak çalısanların ve tüketicinin hatta toplumun ve tabiatın hakkını koruyacak bir sosyal güvenlik mekanizması seklinde örgütlenmistir. …

Not: Yukarıda bulunan makale ilk 3 sayfayı içermektedir. Toplam 18 sayfa olan makaleyi aşağıdaki PDF belgeden okuyabilirsiniz.

Etiketler :